Tepezza Nedir?
Tiroid göz hastalığı tedavisinde uzun yıllar boyunca elimizde kortizon tedavileri, orbital radyoterapi ve cerrahi seçenekler bulunuyordu. Son yıllarda ise hastalığın biyolojik mekanizmalarını hedefleyen tedaviler geliştirilmeye başlanmıştır. Bunların en dikkat çekeni Tepezza (teprotumumab) isimli ilaçtır.
2020 yılında FDA onayı alan Tepezza, aktif tiroid göz hastalığında gözlerin öne çıkmasını azaltabilen ilk hedefe yönelik biyolojik tedavi olarak kabul edilmektedir.
Tiroid Göz Hastalığında Gözler Neden Öne Çıkar?
Tiroid göz hastalığında bağışıklık sistemi yanlışlıkla göz çevresindeki dokulara saldırır.
Bu süreçte:
-
Göz kasları kalınlaşır
-
Orbital yağ dokusu artar
-
Dokular arasında ödem gelişir
-
Hyalüronik asit birikir
Orbita kemiklerle çevrili kapalı bir boşluk olduğu için artan hacim göz küresini öne doğru iter. Sonuç olarak proptozis yani gözlerde öne çıkma meydana gelir.
IGF-1 Reseptörü Nedir?
Uzun yıllar boyunca hastalığın yalnızca TSH reseptörleriyle ilişkili olduğu düşünülmüştür.
Ancak daha sonra yapılan çalışmalar, göz arkasındaki fibroblastlarda bulunan IGF-1 (Insulin-like Growth Factor-1) reseptörlerinin hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını göstermiştir.
Bu reseptör aktive olduğunda:
-
İnflamasyon artar
-
Yağ dokusu genişler
-
Göz kasları büyür
-
Ödem gelişir
Sonuçta tiroid göz hastalığının klinik bulguları ortaya çıkar.
Tepezza Nasıl Çalışır?
Tepezza’nın etken maddesi teprotumumab isimli bir monoklonal antikordur.
Bu ilaç IGF-1 reseptörünü bloke ederek:
-
İnflamasyonu azaltır
-
Orbital yağ dokusunun büyümesini baskılar
-
Kas şişliğini azaltabilir
-
Gözlerin öne çıkmasını geriletebilir
Kısacası hastalığın sonucunu değil, mekanizmasını hedeflemeye çalışır.
FDA Onayı Ne Zaman Aldı?
Tepezza, Ocak 2020 tarihinde FDA tarafından aktif tiroid göz hastalığının tedavisi için onaylanmıştır.
Bu onay, OPTIC ve OPTIC-X çalışmalarında elde edilen başarılı sonuçlar sonrasında verilmiştir.
Tiroid göz hastalığı için geliştirilen ilk spesifik biyolojik tedavi olması nedeniyle oftalmoloji tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.
Tedavi Nasıl Uygulanır?
Tepezza damar yoluyla verilen bir infüzyon tedavisidir.
Standart protokol:
-
İlk infüzyon
-
Sonrasında her 3 haftada bir uygulama
-
Toplam 8 kür
şeklindedir.
Tedavi süresi yaklaşık 24 hafta sürmektedir.
Gözlerdeki Öne Çıkmayı Ne Kadar Azaltabilir?
Klinik çalışmalarda birçok hastada ortalama Hertel gerilemesinin yaklaşık 2-3 mm olduğu gösterilmiştir.
Bazı hastalarda ise:
-
4 mm
-
5 mm
-
Hatta daha fazla gerileme
bildirilmiştir.
Bu miktar bazı medial duvar orbital dekompresyon cerrahisi serilerinde elde edilen değerlere yaklaşabilmektedir.
Bu nedenle Tepezza’nın yayınlanmasının ardından “orbital dekompresyon cerrahisine alternatif olabilir mi?” sorusu sıkça gündeme gelmiştir.
Diplopi Üzerine Etkisi Var mı?
Evet.
Tepezza yalnızca proptozisi değil, bazı hastalarda çift görmeyi de azaltabilmektedir.
Özellikle aktif inflamasyon döneminde gelişen diplopilerde anlamlı düzelmeler bildirilmiştir.
Ancak uzun yıllardır devam eden ve fibrotik hale gelmiş şaşılıklarda etkisi daha sınırlı olabilir.
Tepezza’nın Yan Etkileri Nelerdir?
Her biyolojik tedavide olduğu gibi Tepezza’nın da yan etkileri bulunmaktadır.
Bunlar arasında:
-
Kas krampları
-
Bulantı
-
İshal
-
Tat değişiklikleri
-
Saç dökülmesi
yer almaktadır.
Ancak son yıllarda özellikle iki yan etki daha fazla dikkat çekmektedir.
İşitme Kaybı ve Otolojik Yan Etkiler
Tepezza ile ilgili en önemli tartışmalardan biri işitme sistemi üzerindeki etkileridir.
Tedavi sonrasında bazı hastalarda:
-
Kulakta çınlama
-
Basınç hissi
-
İşitmede azalma
-
Sensörinöral işitme kaybı
bildirilmiştir.
Bu nedenle birçok merkez tedavi öncesinde ve tedavi sırasında odyolojik değerlendirme önermektedir.
Hiperglisemi Riski
IGF-1 sistemi glukoz metabolizmasıyla yakından ilişkilidir.
Bu nedenle özellikle diyabet hastalarında:
-
Kan şekeri yükselmesi
-
Diyabet kontrolünde bozulma
görülebilir.
Diyabeti olan hastaların tedavi süresince daha yakın takip edilmesi gerekir.
Neden Avrupa’da ve Türkiye’de Yaygın Kullanılmıyor?
Tepezza’nın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeller maliyet ve erişimdir.
ABD’de tedavinin toplam maliyeti hastanın kilosuna bağlı olarak yaklaşık 200.000–350.000 dolar seviyelerine ulaşabilmektedir.
Ayrıca:
-
Avrupa’da yaygın geri ödeme sistemlerinde yer almamaktadır.
-
Birçok ülkede erişim kısıtlıdır.
-
Türkiye’de rutin kullanıma girmiş değildir.
Bu nedenle teorik olarak oldukça etkili bir tedavi olsa da pratikte sınırlı sayıda hasta tarafından kullanılabilmektedir.
Tepezza mı Orbital Dekompresyon Cerrahisi mi?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Aktif dönemde bulunan ve uygun kriterleri taşıyan bazı hastalarda Tepezza önemli fayda sağlayabilir.
Ancak:
-
İleri proptozis
-
Optik sinir basısı
-
İnaktif dönem hastalığı
-
Belirgin kemik kompartman darlığı
olan hastalarda orbital dekompresyon cerrahisi hâlâ çok önemli bir tedavi seçeneğidir.
Günümüzde birçok uzman bu iki yöntemi rakip değil, birbirini tamamlayan seçenekler olarak değerlendirmektedir.
Hangi Hastalarda Cerrahi Yine Gerekli Olabilir?
Tepezza tedavisi alan bazı hastalarda bile ilerleyen dönemde cerrahi gerekebilir.
Özellikle:
-
Şiddetli proptozis
-
Kalıcı diplopi
-
Optik nöropati
-
Kapak retraksiyonu
-
Kozmetik memnuniyetsizlik
durumlarında orbital dekompresyon, şaşılık cerrahisi veya göz kapağı cerrahileri gündeme gelebilir.
Sonuç
Tepezza, tiroid göz hastalığında son yılların en önemli tedavi gelişmelerinden biridir. Özellikle aktif dönemdeki seçilmiş hastalarda gözlerin öne çıkmasını ve çift görmeyi azaltabilmektedir. Ancak yüksek maliyeti, erişim zorlukları ve özellikle işitme ile ilgili yan etkileri nedeniyle her hasta için uygun değildir.
Günümüzde Tepezza ve orbital dekompresyon cerrahisi birbirinin alternatifi değil, doğru hastada birbirini tamamlayan tedavi seçenekleri olarak değerlendirilmektedir.